2011 Şubat ayında yazılan yazılar

28
Şubat

Öğrencisiyle yatakta sevişirken Görüntülendi

Yazan: b3y4zg3c3  |  Kategori: Haberler  |  İzleme: 268 views

Öğrencisiyle yatakta sevişirken Görüntülendi

Öğrencisiyle yatakta sevişirken Görüntülendi, Öğrencisiyle yatakta sevişirken görüntüleri Bahaneci.net sitesine Öğrencisiyle yatakta sevişirken Görüntülendi haberi eklenmiştir.

İngiltere’de yaşayan 27 yaşındaki bale öğretmeni Sarah Pirie, 15 yaşındaki Reece Washington adlı öğrencisiyle ilişkiye girmek suçundan mahkemeye çıkarıldı.

İkilinin yatakta çekilmiş olan fotoğrafı ülkede büyük tepki uyandırırken, mahkeme, delil yetersizliğinden Sarah Pirie’nin salıverilmesine karar verdi.

Reece, fotoğrafın 2009 yılında 20 yaşındaki kuzeni tarafından Manchester’daki bir otelde çekildiğini, ancak savcıların mahkeme sürecinde bu fotoğrafı gözardı ettiklerini söylüyor.

Bale öğretmeninin kendisini arabayla alıp, alkol içirdiğini, sonrasında da cinsel ilişkiye girdiklerini söyleyen Reece, şikayetçi olduğu öğretmeni Pirie’nin sadece “alıkoyma” suçundan dolayı 35 haftalık işten uzaklaştırma cezası almasına inanamadığını belirtiyor.

Fotoğrafın neden gözardı edildiğini anlayamadığını, bu olaydan sonra dansçı olma hayallerini bir kenara bırakıp, çağrı merkezinde çalışmaya başladığını anlatan Reece, yetkilileri kendisini “yüzüstü” bırakmakla suçluyor.

İddiaların odağındaki bale öğretmeni Pirie ise, öğrencisiyle otelde konakladıkları iddiasını kabul ederken, cinsel ilişki iddiasını kabul etmedi.

Olayların ardından Pirie’nin Lüksemburg’a yerleştiği bildirildi.

Popularity: 1% [?]

Did you like this? Share it:
28
Şubat

Erdoğan’dan NATO’ya Libya’da ne işin var dedi

Yazan: b3y4zg3c3  |  Kategori: Haberler  |  İzleme: 141 views

Erdoğan’dan NATO’ya Libya’da ne işin var dedi

Erdoğan’dan NATO’ya Libya’da ne işin var dedi. Bahaneci.net Sitesine Erdoğan’dan NATO’ya Libya’da ne işin var dedi Haberi Eklenmiştir.

Başbakan Erdoğan Almanya, Hannover’da Türk-Alman Ekonomi Kongresi’nde konuştu. Başbakan Erdoğan konuşmasında, Ortadoğu’da yaşanan olayları değerlendirdi ve AB’ye sert şekilde göndermelerde bulundu.
Almanya’da bulunan Başbakan Erdoğan, Hannover’de Türk-Alman Ekonomi Kongresi’nde konuşma yaptı. Konuşmasında Türkiye ve Almanya arasında ki işbirliği ve iki ülkenin ilişkilerinin önemin değinen Erdoğan, AB sürecinde en büyük desteği Almanya’dan beklendiğini belirtti. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri de değerlendiren Başbakan Erdoğan, AB’ye sert biçimde göndermeler de bulunarak şunları söyledi ;

ALMANYA İLE İLİŞKİLERİMİZ DERİNDİR
Artık sadece, burada Almanya’nın daveti üzere başlayan süreçten 50 yıllık bir süreci yaşamış oluyoruz, şuanda 50′nci yıldayız bu 50′nci yılı artılarıyla, eskileriyle yaşıyoruz. CeBİT 11′i de bir yerde kutlama olarak kabul edebiliriz fakat bizim dayanışmamız yeni değil bizi birbirimize yakınlaştıran faktör 60′lardan sonra buraya gelen işçilerimiz değil burada ki işadamlarımız, çocuklarımız bunlar tabi ki ilişkiler noktasında kilit rol oynuyorlar. Türkiye ile Almanya’nın yolları tarihte bir çok kez kesişti, Türkiye ile Almanya’nın ilişkileri sadece burada ki vatandaşlarımız boyutu ile ele alınamaz böyle bir değerlendirme eksik olur hepsinden öte haksızlık olur. Aynı şekilde Türkiye, Almanya ilişkilerinin gündelik politikalarla ele alınması da doğru değil, biz her zaman ülkelerin ve liderlerin daha geniş bir bakış açışı ile bakmaları konusunda samimi olduk.

LİDERLER KALICI DEĞİLDİR
Liderler hiç bir zaman kalıcı değildir hepsi gelip geçicidir, bende kalıcı değilim Almanya’da ki liderlerde kalıcı değil ama halklar arasında ki dayanışma, bütünleşme o asırlara devam edecek kalıcılığa sahiptir. 50 Yıl içerisinde sadece bizim burada ki yaşayan vatandaşlarımızın gördükleri nice liderler oldu onlara oy verdiler ama oy verme hakkını elde edemeyenlerde var ayrı mesele, durum böyle olduğuna göre öyle ise liderlerin birbirleriyle sürtüşmesi asla olamaz olmamalı. Bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yoğun halk hareketlerine şahit oluyoruz meydanı dolduran yüz binler demokrasi diye haykırıyor, kendini yakan gençleri görüyorsunuz adeta intihar komandoları, Türkiye’nin bu bölgelerle tarihi ve kültürel bağları var bu ülkelerin halklarının taleplerini çok iyi anlıyoruz. Türkiye son derece ilkeli, tutarlı şekilde insan haklarından yana tavır alırken üzülerek söylemem gerekir ki Avrupa’dan bu konuda güçlü ve tek denebilecek bir ses duyulmadı.

NATO’NUN NE İŞİ VAR LİBYA’DA?..
Libya’da ki olaylar esnasında yaptırımlar uygulanmasını kaygı verici buluyoruz yönetimlerin yanlışları halklara ödetilmemeli. Libya halkını cezalandıracak her türlü yaptırım kabul edilemez ve kalıcı sıkıntılara yol olur. NATO’nun ne işi var Libya’da NATO mensubu olduğu ülkelerden birine müdahale yapılması halinde böyle bir şeyi gündeme getirebilir. Biz Türkiye olarak bunun karşısındayız dedik biz Tunus’u görüyoruz, Mısır Mısırlılarındır diyoruz, Yemen Yemenlilerindir, Libya Libyalılarındır, Fas Faslılarındır, kendi mütekkaretlarını o ülkenin halkları belirlemeli kimse değil. Kimse kalkıpta o ülkelerde ki petrol kuyularının hesaplarını yapmasın. Bunun bedeli çok ağır olur bu nokta da çok dikkatli hareket edilmesi gerekir, bizim 30 bin vatandaşımız oradaydı bize bazıları akıl veriyor niçin siz Kaddafi’ye yönelik bir şey söylemiyorsunuz diye. Biz kabile idare etmiyoruz biz 74 milyonluk Türkiye’yi idare ediyoruz dolayısı ile benim orada ki 30 bin vatandaşımdan bir tanesinin ölümünün faturasını bedelini ben nasıl ödeyeceğim nitekim Trabzonlu Yunus Emre orada öldürüldü o geri gelebilecek mi ağlayan annesinin babasının gözyaşlarını kim dindirecek bu Yunus Emre’lerin sayısı artabilirdi ama biz Kaddafi ile de görüştük muhalefet ile de görüştük.

TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ AB İÇİN BÜYÜKTÜR
Tekrar Libya’ya dönmeyi düşünüyor musunuz? Evet düşünüyoruz Libya şuanda Kaddafi ile bölünmüş durumda ama bizim gönlümüz şundan yana Libya tekrar birlik içinde olsun iri olsun diri olsun biz meselelere çıkar odaklı bakamayız bizim bakış açımız insan odaklı olmalıdır. Yaşanan son olaylar elbette uzun süre tartışılacaktır ama en önemlisi AB yaşanan olaylar karşısında ki tavrını sorgulamak bir özeleştiri yapmak durumunda kalacaktır ve kalmalıdır. AB demokrasi, insan hakları ve özgürlükler üzerine bina edilmiştir artık AB bir Avrupa topluluğu değildir siyasi ve sosyal bir birliktir. Bundan sonra da evrensel değerleri savunmak durumundadır Türkiye’nin önemi ve AB için önemi artık daha net ortaya çıkmıştır. Bir gerçekte şudur Türkiye’nin ekonomik gücü 2008 yılında çıkan krizi en az yara ile atlatan ülkeler arasında Türkiye’de geliyor. 2009 sonundan itibaren en yüksek büyüme sürecine girdik henüz resmi rakamlar açıklanmamasına rağmen 2010 yılında Türk ekonomisinin yüzde 8 seviyesinde büyüyeceğini tahmin ediyoruz. AB tanımlı borç stoku 2002 yılında yüzde 74 seviyesindeyken biz bunu 2009 sonunda yüzde 45′lere çekmiş bulunmaktayız. 2010 sonu içinde tahminimiz yüzde 42 olduğu yönünde bu oranlar Avrupa’da ki bir çok ülkeden daha iyi olduğumuzu gösteriyor.

EN BÜYÜK DESTEĞİ ALMANYA’DAN BEKLİYORUZ
Hükümet olarak görevimiz özel sektörümüzün daha fazla üretmesini ve küresel rekabetini arttıracak adımların atılmasıdır. Küresel mali kriz nedeni ile bir çok ülkede yaşanan ciddi daralmaya rağmen Türkiye’ye son dönemde 57 milyar dolara yakın yatırım girmiş bulunuyor. Özellikle Alman dostlarımızı Türkiye’de daha çok yatırım yapmaya davet ediyoruz, Türkiye istikrarlı şekilde büyüyen ekonomisi ile artık çok farklı bir yerde duruyor. Şunu açık söylemek durumundayım AB içinde Türkiye’nin üyeliğini en fazla desteklemesi gereken ülke olarak biz Almanya’yı görüyoruz Almanya’dan biz böyle bir yaklaşım bekliyoruz, birliğin kilit ülkelerinden biri olan Almanya’nın bu konuda sergileyeceği tutum diğer ülkelere de örnek sergileyecektir Türkiye’nin AB’ye neler kazandırabileceğini en iyi Almanya anlatabilecektir.

ALMANYA İLE ÖNEMLİ TİCARET İLİŞKİLERİ
Katılım öncesinde AB ile Gümrük Birliği ilişkisi tesis etmiş tek ülke biziz. 15 Yılı aşkın süredir biz bunu iyi şekilde götürüyoruz AB üyesi olmadan hiç bir ülke bunu yapamıyordu ama biz olduk ama halen kapıda bekletilen ülke Türkiye, AB’nin ortak ticaretini benimseyen ülke yine Türkiye’dir. AB’nin tercihlik gümrük rejimlerini süratle benimsiyoruz, zaman zaman yaşanan sıkıntılara rağmen AB’nin 3. ülkelerle tercih ettiği serbest ticaret anlaşmaları akdediyoruz. Bizim Almanya’dan beklentilerimiz var olandan daha fazladır. Alman işadamı dostlarımızın bu noktada desteklerini devam ettirmelerini özellikle rica ediyorum, Almanya’da yaşayan Türk işadamlarının Almanya ekonomisine kattıkları katkıdan dolayı gurur duyuyoruz bugün tahmini rakamlarla 77 bine yakın Türk işyeri bulunuyor Almanya’da ikili ticaret hacmimiz 29 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam küresel ekonominin tüm dünyasını etkisi aldığı zaman yüzde 20 artışa işaret ediyor ki bunu da biz bir artı olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyet gösteren önde gelen Alman firmaların bir yandan Türkiye’de ki çeşitli fiyat avantajlarından yararlanarak kârlarını arttırırken Türkiye bugün 74 milyona ulaşan genç ve demokrat nüfusu ve 3 kıtanın ortasında yer alan son derece elverişli olan yatırımcılar için önemli imkânlar sunuyor.

DEMOKRATİK VE LAİKLİĞİN EN BÜYÜK TEMİNATI BİZİZ
16 Nisan 1985 tarihinde imzalanan Türkiye- Almanya çifte vergi ödenmemesi anlaşmasının 2010 yılında tekrar gözden geçirilmesinden mutluluk duyuyor ve kısa sürede imzaların atılmasını temenni ediyoruz. Karşılıklı yatırım ve ticari ilişkilerin gelişmesinin de önemi büyüktür, aynı şekilde ülkemizde ikamet eden on binlerce Alman vatandaşı bulunuyor. Küresel krize rağmen turist sayısını arttıran Türkiye daha fazla Alman vatandaşını ağırlamaktan mutluluk duyacaktır. Alman dostlarımıza bir şey söylemek istiyorum. Türkiye’de inanç hürriyetine saygı duyulmadığına yönelik bazı propagandalar yapılıyor bunlar bizim kulağımıza geliyor ve bizi üzüyor ben burada somut örnekler vereceğim, Türkiye’de Patrikhane vardı Patrik Sensinot Meclisi’nin üyeleri tarafından seçilir ve bu Meclisin üyelerinin Türkiye vatandaşı olmaları gerekmekteydi ve son seçimde üyeler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşmuyordu ben bunu Karamannis’e söyledim bunu düzeltelim bu yanlış dedim sonra Papandreou döneminde yine ben kendilerine bunu anlattım dedim ki müracaat etsinler bunları vatandaş yapalım hiç olmazsa Lozan’a uysun bunun üzerine müracaat yaptılar ve Türkiye vatandaşı yaptık bunu niye söylüyorum aynı şeyin karşılığını biz Batı Trakya’da alamadık seçilmiş olan mütfüleri halen Yunanistan kabullenmiyor, Müslümanların dini liderini o ülkenin lideri memuru gibi atayabilir mi onu Müslümanlar yapabilir bunun sözünü vermelerine rağmen halen yerine getirmediler.

Şuanda bir yetimhane Rum Patrikhane’sine verildi bu ikincisi üçüncüsü ise Almanların bana söylediği bir husus Tarsus’ta bizim bir kilisemiz var yılda bir kere burada gelip ayin yapmak isteriz dediler. Ben Kültür ve Turizm Bakan’ıma talimatı verdim ve orada şimdi gelip ayin yapabiliyorlar etti üç. Dördüncü ise Sümela Manastırı bu Manastır’da on yıllardır ayin yapılmazdı Patrikhane bizden talepte bulundu bir çok istihbaratımız yaptırmayalım dediler ama hayır yapacaklar dedik ve ayinlerini yaptılar. Beşincisi Van Gölü’nde Akdamar Ermeni Ortodoks Kilise’si var yıkılmak üzereydi biz bunu devletin kendi kasasından restorasyon yaptık ve onlarda orada gidip belli sürelerde ayinlerini yapıyorlar normal olarak Türkiye’de ki azınlıkların bulunduğu yerlerde ibadetlerini zaten yapıyorlar çıksınlar bize desinler ki inanç hürriyetinde şurada bir sıkıntı var AK Parti hükümeti döneminde bunu diyemezler bunun en büyük garantisi biziz.

AVRUPA BİRLİĞİ O ZAMAN HRİSTİYAN BİRLİĞİ…
Almanya’nın vatandaşlarımıza yönelik uyguladığı vize rejimine şöyle bir dokunmak istiyorum, bu sorunlara yol açıyor bunu sadece Almanya için söylemiyorum AB geneli için söylüyorum AB’nin burada bize karşı ciddi yanlışı var. Az önce burada unutulmuş veya farkında olunmamış olması gerek, geri kabul anlaşması aslında imzalanmış değil müzarekereleri sonuçlandı fakat müzakerelerde ne oldu diyalog süreci kabul edilmesi diye bir karar çıktı biz zaten diyalog halindeyiz bizim derdimiz diyalog değil ki bizim derdimiz vize muafiyetinin sağlanması. Brezilya’ya vize muafiyeti vereceksiniz, Uruguay’a vereceksiniz yav bu ülkelerin AB ile neyi ortak? Müzakere süreci içerisinde mi? Aynı coğrafyada mı? Ne ortak yanı var? 50 yıldır AB’nin içinde müzakere halinde olan Türkiye’ye vermeyeceksiniz AB medeniyetler ittifakının birliği değil Hıristiyan Birliği’nin merkezi olmayı düşünüyor o zaman ben bunu düşünürüm. Çıksınlar desinler ki Türkiye’yi istemiyoruz başım gözüm üstüne birbirimizi oyalamayalım birbirimize çalım atmayalım yani AB’nin müttesabatı belli penaltının kuralları değişti sonradan yok arkadaş maç başlamış kural değişir mi böyle şey olur mu ahde vefa denen bir şey var ki AB’nin en önemli şartı bu hani nerde ahde vefa biz burada Almanya’dan çok şey bekliyoruz geçen hafta Sarkozy’e de aynı şeyleri söyledim kalkıpta bir Güney Kıbrıs’a AB üyeliği açıyorsunuz ve bu çiğnemektir ve ne diye alıyorsunuz Kıbrıs diye bir ülke mi var? Kıbrıs diye bir ülke yok ki Kuzey Kıbrıs var Güney Kıbrıs var sen sıkılmadan oraya Kıbrıs adasının bayrağını koyuyorsun. Annan planı ne oldu referanduma götürüldü bize AB şunu söyledi gittiğinde ; Kuzey’i siz kabullendirebilirseniz bizde Güney’e çalışacağız dediler Kuzey’den yüzde 65 evet çıktı Güney hayır çıktı Güney alındı Kuzey’e halen zulüm ediyorlar böyle adalet olur mu?

Ben siyaseti birazda gerçekten dürüstlük olarak algılıyorum dürüst temellere siyaset dayanmıyorsa o ülkeler bunun bedelini er yada geç öderler ben Almanya’nın bu sorunlara yönelik adımlar atmasını ilişkilerimizin seyrine yaraşır şekilde olacağını düşünüyorum. Arada ki sorunlar aşıldıkça Türkiye ile Almanya’nın bugünkünden daha fazla işbirliği yapacağına ben inanıyorum. İnanıyorum ki iki tarafından işadamları bu gerçeklerden hareket ederek sosyal işbirliğini getirerek götürecektir’ dedi..

Popularity: 1% [?]

Did you like this? Share it:
28
Şubat

Dikkat Gmailler Kendi Kendine Siliniyor

Yazan: b3y4zg3c3  |  Kategori: Bilim & Teknoloji, Haberler  |  İzleme: 129 views

Dikkat Gmailler Kendi Kendine Siliniyor

Dikkat Gmailler Kendi Kendine Siliniyor, Bahaneci.net Sitesine Dikkat Gmailler Kendi Kendine Siliniyor haberi Eklenmiştir.

Gmail kullanıcılarından bazılarını bugün nahoş bir sürpriz bekliyordu. Mail hesaplarına bağlanan kullanıcılar tüm özel ayarlarının (etiketler, dosyalar, temalar…) emaillerinin, sohbet geçmişlerinin (chat log) yok olduğu kâbusu ile karşılaştılar. Yardım forumlarında konuyla ilgili ardarda pek çok başlık açıldı hepsi de aynı sorundan şikayet ediyor, çözüm arıyor: “Gmail hesabımın içeriği yok oldu, nasıl geri getirebilirim?!”.
İletişim listesinin zarar görmediği
Arızanın nedeni henüz bilinmiyor ama bazı haber sitelerinin yaptığı açıklamaya göre gmail hesap ayarlarında Google tarafından yapılan bir yenileme bu probleme yol açtı.
Google’ın açıklamasına göre çok az sayıda kullanıcıyı (150 bin civarı) etkileyen bu sorunun tam olarak kaç hesabı yok ettiği henüz kesinleşmedi (bazı sitelere göre sayı 500 bini buldu).
Google, en son 17:00′de güncellediği duyuru panosunda (Apps Status Dashboard) halâ konu üzerinde çalıştıklarını ve sorunu araştırdıklarını açıkladı.

Herhangi bir sıkıntı yaşamayan kullanıcıları da panikleten bu sorun karşısında size tavsiyem hesabınızı yedeklemeniz. Bunun birkaç yolu var; bir tanesi Gmail Backup isimli eklentiyi indirip kurmak ve kullanmak, bir diğeri de yahoo veya hotmail gibi bir başka email hesabınıza gmail kutunuza erişim hakkı vererek buradaki emailleri kendi posta kutularına kopyalamalarına izin vermek suretiyle yedeklemek.

Popularity: 1% [?]

Did you like this? Share it:
28
Şubat

Kadir İnanır’a Hollywood’dan davet geldi

Yazan: b3y4zg3c3  |  Kategori: Haberler  |  İzleme: 146 views

Kadir İnanır’a Hollywood’dan davet geldi

Kadir İnanır’a Hollywood’dan davet geldi, Kadir İnanır’a Hollywood’dan davet geldi bahaneci.net sitesine Kadir İnanır’a Hollywood’dan davet geldi haberi eklenmiştir.

ABD’de 2008 yılında çektiği “Inferno” filmiyle büyük övgü alan senarist ve yönetmen Matthew David Wilder ile yapımcı Marc Earl Burman, filmin yapım koordinatörü Ebru Doğdu’nun davetlisi olarak geldikleri İzmir’de Kadir İnanır’ı dizi film setinde ziyaret etti.

Los Angeles, İstanbul ve henüz belirlenmeyen üçüncü bir şehirde geçecek filmin çekimlerinin 2011 yılının son çeyreğinde tamamlanması, ABD ve dünyada tanıtım ile pazarlama çalışmalarının ardından 2012′de vizyona girmesi planlanıyor. Yönetmen Wilder’ın kaleme aldığı öyküde, farklı ülkelerde yaşayan dünyanın en iyi üç kiralık katilinin birbirlerini öldürmek üzere görevlendirilmesiyle başlayan, gerilimi ve aksiyonu yüksek olaylar zinciri anlatılıyor.

‘BAŞROLDE OLMASINI ÇOK ARZU EDİYORUZ’
Ekibin İnanır ile bir araya geldiği yemekte soruları yanıtlayan yapımcı Burman, İnanır ile ilk kez Antalya Film Festivali’nde tanıştığını, İnanır’a gösterilen ilgiden çok etkilendiğini, daha sonra rol aldığı filmlerden birkaçını izlediğini belirterek, “Kendisine gösterilen ilgi, saygı inanılmazdı. Başrolde olmasını çok arzu ediyoruz” dedi.

Türk ekonomisinin dikkat çekici şekilde büyüdüğünü, Türkiye’nin doğu ile batı arasındaki rolünün öneminin daha da iyi anlaşıldığını ifade eden Burman, İstanbul’u gezdiklerini ve şehri bir film mekanı olarak kullanmak için sabırsızlandıklarını söyledi.

“Zeki aksiyon” olarak tanımladığı “Triangulation” filminde ikinci oyuncunun Hollywood’un güçlü isimleri arasından seçileceğini, Andy Garcia ya da William Dafoe gibi isimler üzerinde durduklarını anlatan Burman, üçüncü oyuncunun ise netlik kazanmadığını bildirdi.

Film için 10 milyon dolar civarında belirlenen bütçenin yanı sıra önemli ve yoğun bir tanıtım dönemi geçirmeyi hedeflediklerini söyleyen senarist-yönetmen Wilder ise ilk kez geldiği Türkiye’nin kendisini çok etkilediğini belirtti.

Wilder, insanların artık sonunu kestirebildikleri, olayların gelişiminde sürprizler olmayan filmler izlemek istemediğini ifade ederek, “Aksiyonu yüksek, sonu başından tahmin edilemeyen, izleyiciyi şaşırtacak zekice hazırlanmış bir film yapıyoruz” diye konuştu.

KADİR İNANIR: BENİM İÇİN ÇOK ANLAM TAŞIMIYOR
Yapımcı Burman ile geçen yıl Antalya’da tanıştıklarını belirten Kadir İnanır ise “illa bir Amerikan filminde oynamanın kendisi için çok anlam taşımadığını” dile getirerek, şöyle konuştu:

“Kendilerine de belirttiğim gibi, benim bir kariyerim var. Buradaki kariyerimin de korunması gerektiğini söyledim. Onlar da böyle bir düşünce içinde olduklarını söylediler. Sinemanın önemli ticari boyutu var, büyük bir endüstri. Pazarlaması, tanıtımı, bunların hepsi göz önünde bulundurulmalı. Ticari boyutlu, güçlü bir prodüktör, geniş bir kadro, iyi bir öyküyle bir film yapmak istiyorlar. Çok ciddi bir iş, güzel bir öykü, senaryonun gelmesini bekliyorum. Benim proje içerisindeki rolümün en az diğer oyuncular kadar olması gerektiğini kendilerine söylemiştim. Görüşerek buraya kadar getirdik bu işi. Bundan sonra ne olacak bakalım. Senaryo gelsin, orada belirttiklerimizi gördüğümüz zaman sorun olmaz.”

Filmin önemli bir boyutunun da İstanbul’un film mekanı olarak kullanılması olduğuna işaret eden İnanır, Türkiye’nin tanıtımıyla ilgili bir işin içinde bulunmaktan ayrıca mutluluk duyacağını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile konuştuğunu belirten İnanır, “Kültür ve Turizm Bakanı da her konuda son derece yardımcı olacaklarını dile getirdiler, yabancı ortaklı filmlere çok değer veriyorlar” diye konuştu.

Filmin yapım koordinatörü Ebru Doğdu, Türkiye’de bulundukları süre içerisinde önemli yapımcılarla görüşmelerde bulunduğunu, en kısa süre içerisinde Amerikan-Türk ortak yapımı filmi hayata geçirmek için görüşmelere devam edeceklerini söyledi.

Popularity: 1% [?]

Did you like this? Share it:
28
Şubat

Ünlüleri pişman ettiren Resimleri

Yazan: b3y4zg3c3  |  Kategori: Güncel Resimler, Magazin Haberleri  |  İzleme: 201 views

Ünlüleri pişman ettiren Resimleri

Ünlüleri pişman ettiren Resimleri, Ünlüleri pişman ettiren fotorafları bahaneci.net sitesine Ünlüleri pişman ettiren Resimleri magazin haberi resimleri ile birlikte sitemize eklenmiştir.

Şöhret basamaklarının başındaki bir çok kişi daha merdivenleri tırmanmaya başlamadan önce cüretkar pozlar verir. Eğer bu pozları verenler daha sonra kariyerlerinde zirveye çıkarlarsa da günün birinde bir yerlerden bu fotoğraflar ortaya çıkar. Bu durumda bir çok ünlü geçmişte o pozları verdiği anı da verdiği pozları da unutmak ister. Neredeyse ortak bir cümle kurar herkes: “Çok pişmanım o pozlardan.”

Kimi soyundu, kimi estetik yaptırdı kimi ise aşk yaşadı. İşte geçmişte yaptıkları hatalardan pişmanlık duyan ünlüler.

Popularity: 1% [?]

Did you like this? Share it: